Fındıklı Kent Konseyi Kadın Meclisi'nin öncülüğünde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Etkinlik, kadına yönelik şiddetle mücadeleye dikkat çekmek ve kadın haklarını savunmak amacıyla Fındıklı meydanında toplandı. Katılımcılar, 1960 yılında Mirabel kardeşlerin verdiği mücadeleyi anarak, kadınların yaşam haklarının savunulması gerektiğini vurguladı. 64. yılında bile hak arayışından vazgeçmeyen kadınlar, şiddete uğrayan ve öldürülen kız kardeşlerinin çalınan hayatları için bir araya geldi.
Kadın Dayanışması ve İsyan
Yürüyüş ve basın açıklamasında, kadınlar sınırları ve zamanları aşan dayanışmalarını selamlayarak, isyanlarını ve kararlılıklarını meydanlara taşıdılar. Etkinlikte, kadınların yaşamı üzerinde söz söyleme hakkını kendisinde gören, şiddeti meşrulaştıran zihniyetlere karşı güçlü bir duruş sergilendi.
Şiddeti Meşrulaştıran Zihniyete Karşı Mücadele
Kadınların güvenliğinden sorumlu olan makamların, şiddet mağduru kadınları yeterli desteği sağlamayarak yalnızlaştırdığı ifade edildi. İçişleri Bakanı'nın, şiddet faillerine yönelik talihsiz açıklamalarına tepki gösterildi ve kadınların ölümlerinden sorumlu tutulan bu zihniyete karşı kararlılıkla direnileceği belirtildi. Kadınların, şiddet karşısında yalnız bırakıldıkları ve kendilerini korumak için açtıkları kapıların dahi bir çözüm olmadığı ifade edildi.
Melisa’nın Hikayesi ve Sosyal Adaletsizlik
Etkinlikte, derin yoksulluk nedeniyle zor durumda kalan ve beş çocuğunu kaybeden Melisa’nın trajedisi hatırlatıldı. Kadınların karşılaştığı yoksulluk ve bunun getirdiği mağduriyetin çözülmemesi, hükümetin yetersiz sosyal yardımlarını eleştirildi. Ayrıca, kadınların çalışma koşullarını iyileştiren belediyelere yönelik yapılacak yaptırımların da kadınları daha da mağdur edeceği vurgulandı.
Kadına Yönelik Sistematik Şiddet
Etkinlikte, kadınların yaşam haklarının yok sayılmasını ve şiddete uğramalarını örnekleyen trajik olaylar sıralandı. Ayşenur ve İkbal’in vahşice öldürülmesi, Narin’in katledilmesi ve yeni doğan bebeklerin güvenliğinin sağlanamaması gibi olaylar, kadına yönelik şiddetin sistematik bir sorun olduğunu gözler önüne serdi.
İran ve Gazze’deki Kadınların Direnişi
İran'da Ahu Deryai’nin ahlak polisi tarafından uğradığı baskıya karşı başkaldırışı, tüm kadınlara ilham kaynağı oldu. Ahu Deryai, yalnızca kendi özgürlüğü için değil, tüm kadınlar için cesaretini gösterdi. Ayrıca, Gazze’deki savaşın kadın ve çocuklar üzerindeki etkilerine de değinildi. Savaşın, kadın bedenini nasıl bir silah olarak kullandığı ve kadınların bu zulme karşı verdikleri direnişin önemi vurgulandı.
İstanbul Sözleşmesi ve Kadın Hakları Mücadelesi
Fındıklı’daki etkinlik, İstanbul Sözleşmesi'ne olan bağlılıklarını bir kez daha dile getirerek, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir araç olan bu sözleşmeden vazgeçilmeyeceği ifade edildi. Ayrıca, kadınların güvenceli iş, güvenli bir gelecek ve örgütlenme özgürlüğü talepleri de dile getirildi.