Kandiş, yetkililere çağrıda bulunarak üreticinin alın terinin korunması vealması için gerekli adımların atılması gerektiğini vurguladı. Çay üreticisinin artan maliyetler ve düşük alım fiyatları karşısında ezdirilmemesi gerektiğini ifade eden Kandiş, "İkinci sürgün, yeni bir mağduriyet değil; üreticinin hakkını aldığı, emeğinin karşılığını gördüğü bir dönem olmalıdır.
Hayırlı olsun… Rize’mizde, bölgemizde ikinci çay sürgünü başlamış durumda. Bu vesileyle sabahın ilk ışıklarında bahçesine inen, teri toprağa karışan, emeğiyle bu memleketin çayını sırtlanan tüm üreticilerimize bereketli bir sezon diliyoruz. Bu toprakların umudu, milletimizin alın teriyle yeşermektedir.
Ancak ne yazık ki; birinci sürgünde yaşanan acı tecrübeler ortadayken, ikinci sürgün de aynı sıkıntılarla gölgelenme tehlikesi altındadır.
Birinci sürgünde üreticimiz ne yaşadı, herkes biliyor:
- Çaykur’un uyguladığı kontenjan ve günlük kota sınırlamaları, üreticiyi plansızlığa, zarara ve özel sektörün kucağına itmiştir.
- Bu boşluğu fırsat bilen bazı özel sektör temsilcileri, devletin belirlediği 25,44 TL'lik yaş çay fiyatını hiçe sayarak 17–18 TL gibi insafsız fiyatlarla üreticiden çay almıştır.
- Üretici ya zararına satmış ya da ürününü bekletip kalitesinden olmuştur.
- Çaykur ise bu süreci yönetmekte yetersiz kalmış; hem üretici hem kurum zarara uğramıştır.
Bir diğer ciddi sorun ise Çaykur alım yerlerindeki eksikliktir. Birinci sürgünde birçok çay alım yerinde karıştırıcı (çafıcı) personel bulunmaması, üreticiyi mağdur etmiştir.
- Üretici, çayını kendi karıştırmak zorunda kalmış, saatlerce beklemiş,
- Bu uygulama sonucu çayda ciddi yanma riski oluşmuş, kalite düşmüş,
- Ve en önemlisi, bu durum doğrudan Çaykur’a maliyet ve zarar olarak yansımıştır.
Eğer personel eksiği varsa, işsizliğin en yüksek olduğu Rize’de, binlerce genç bu görev için hazırdır.
Zafer Partisi olarak açıkça çağrımızdır:
Admin







