Enerji Çalışanları Sendikası Başkanı Muzaffer Kurtuluş yaptığı basın açıklamasında,''
Değerli Basın Mensupları, Kıymetli emekçiler, Saygıdeğer halkımız
Bugün burada yalnızca bir sendikanın sesi olmak için değil; emeği gasp edilen, onuru çiğnenen, ekmeğiyle oynanan yüzlerce işçi kardeşimizin sesi olmak için bir araya geldik.
Enerji sektöründe, 14 No’lu iş kolunda çalışan binlerce işçi olarak; 2024 Nisan ayında, Çoruh, Uludağ ve Aras Elektrik Dağıtım A.Ş. başta olmak üzere 21 dağıtım şirketinde görev yapan emekçilerle birlikte, bağımsız bir sendika kurduk:
Enerji Çalışanları Sendikası (EÇS)
Amacımız basitti:
Emeğin onurunu korumak, işçinin gerçek temsilcisi olmak, tabela sendikalarının yerine işçiden yana bir yapı kurmaktı.
Ancak Türkiye’de bir sendikanın toplu sözleşme yapabilmesi için hem işyerinde %40 çoğunluğu, hem de ülke genelinde %1’lik işkolu barajını aşması gerekiyor.
2024 Temmuz ayında Çalışma Bakanlığı’nın açıkladığı istatistikte sendikamız %0,96 ile baraj altında gösterildi. Bu haksız duruma karşı yargıya başvurduk.
Mahkeme süreci devam ederken 20 Temmuz 2025’te, bu kez %0,99 ile baraj altında kaldığımız açıklandı.
Peki sonra ne oldu?
Tam üç gün sonra, 23 Temmuz 2025’te, sendikamızın en aktif üyeleri ve temsilcileri 40’tan fazla işçi kardeşimiz Çoruh Elektrik Dağıtım Şirketinde Rize, Trabzon ve Giresun illerinde kod 46 ile işten çıkarıldı.
Bu, asla bir tesadüf değil;
Bu, işçinin iradesine karşı planlı bir saldırıdır!
SENDİKAL TERCİHE CEZA: ŞUBAT’TAN TEMMUZ’A UZANAN OYUN
2025 Şubat ayında yüzlerce işçi, düşük maaşlara karşı demokratik bir şekilde tepki gösterdi.
Tepki yasa dışı değildi.
Yalnızca İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) kuralları harfiyen uygulandı.
Ama bu dahi, işveren tarafından “iş yavaşlatma” olarak etiketlendi.
6 ay boyunca bu eylem hakkında tek bir tutanak tutulmadı.
Ta ki mahkeme sonucu açıklanana kadar!
Sonra bir anda geçmişe dönük tutanaklar düzenlendi, 3 gün içinde savunma istendi.
Savunmalar değerlendirilmeden disiplin süreci başlatıldı.
Ve tam 41 arkadaşımız hukuksuz bir şekilde işten atıldı!
Bu sadece o 41 kişinin değil, hepimizin sorunudur.
Çünkü bu insanlar sadece kendi ekmeği için değil, hepimizin elektriği, güvenliği için çalışan emekçilerdir.
Zaten az sayıda personelle yürütülen bu ağır işlerde, kalan arkadaşlarımızın omzuna daha da fazla yük bindirildi.
Bu durum, sadece işçiyi yormaz; dikkatsizlikten doğan kazaları artırır, cana mal olur.
Elektrik direğinde çalışan bir ustanın bir anlık dalgınlığı, trafoda görev yapan bir çalışanın dikkatsizliği ölümle sonuçlanabilir.
Bugün yapılan bu işten çıkarmalar, yarın telafisi olmayan kazalara yol açabilir.
KOD 46 İLE TEHDİT VE ZORLA ARABULUCULUK
İşten çıkarılan arkadaşlarımız SGK çıkışlarında “hırsızlık, ahlaksızlık” gibi yüz kızartıcı fiilleri ima eden Kod 46 ile fişlendi.
Bu da yetmedi:
Denildi ki:
“Eğer bizim seçtiğimiz arabulucuya gidip önümüze koyduğumuz tutanağı imzalamazsanız,
tazminat yok, işsizlik maaşı yok!”
Şirketin seçtiği arabulucuların ofislerinde, önceden hazırlanmış 12 sayfalık tutanaklar, çalışanların önüne konuldu.
– Belgeleri okuma süresi bile verilmedi.
– İtiraz edenler tehdit edildi.
– İmza atmayanlara “kodu sabitleriz” denildi.
Arabulucular tarafsız olmalıydı, olmadı.
Tutanaklar tarafsız tutulmalıydı, tutulmadı.
Arabuluculuk yasasına uyulmalıydı, uyulmadı.
Bu süreçte arabuluculuk ücretlerinin dahi hukuka aykırı şekilde yalnızca işveren tarafından karşılandığı, devletin belirlediği vergi tutarlarının bile altına düşüldüğü belgelerle sabittir.
Tüm bu süreç, sadece bir yasal sürecin değil, organize bir baskının, hukukun baskı mekanizmasına dönüştüğü bir kumpasın resmidir.
KARADENİZ’E, HALKIMIZA, KAMUOYUNA SESLENİYORUZ
Buradan, Karadeniz’in önde gelen isimlerine,
Siyasetçilerine, sanatçılarına, sivil toplum kuruluşlarına ve kıymetli halkımıza sesleniyoruz:
Sizin çocuklarınız, sizin kardeşleriniz, bu vatanın evlatları bugün ekmeğinden ediliyor.
Kod 46 ile fişleniyor, hukuki aldatmacalarla susturulmak isteniyor.
Hakkını arayan değil; susan, boyun eğen makbul sayılıyor.
Soruyorum Sizlere..
Ne zaman konuşacaksınız?
Daha kaç evladınız işinden olacak da ses yükselecek?
Bu adaletsizliğe göz yummak, ortak olmaktır!
SAYIN YILMAZ KATMER’E AÇIKÇA SESLENİYORUZ
İşten çıkarılan işçi kardeşlerimiz için “dua edeceğim” dediniz.
Evet, dua kıymetlidir.
Ama bugün işçinin ihtiyacı; dua değil, kararlı bir duruş, açık bir taraf olmaktır.
İşçinin yaşadığı dramı, bir “temenni” cümlesiyle geçiştirmek, bu mücadeleyi hafife almaktır.
Ve unutmayın Sayın Başkan;
Bugün işçi için dua etmekle yetinenler, seçim zamanı bu işçinin kapısı çalındığında işçinin duasıyla yetinmek zorunda kalacaklardır.
SON SÖZÜMÜZ ŞUDUR:
Biz ne sarı sendikaların maskelerine,
Ne işverenin kumpaslarına,
Ne de susturulmaya çalışan emekçilerin yalnızlığına izin vereceğiz.
Bu mücadele sadece Enerji Çalışanları Sendikası’nın değil,
Tüm işçilerin, tüm emekçilerin, tüm vicdan sahibi yurttaşların mücadelesidir!
İşçiye baskı kuranları da, sessiz kalanları da, bu düzene çanak tutanları da unutmayacağız!
Ve her zaman olduğu gibi, birlikte kazanacağız!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.’’ dedi.
Admin







